pro iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pro iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bugün Miller Daylight Disco ile Public'teydim

Bu Cumartesi de farklı bir etkinlik yapalım dedik gündüzden partiye gittik. Her zaman cumartesi akşamları çıkacak halimiz yok ya. :) Aslında bu durum arkadaşlarım tarafından da garipsendi. Saat 00.20 itibariyle telefonum çaldı ve bir arkadaşım Taksim'de misin? diye sordu ve hayır cevabına şaşırdı. Ev ahalisinden de artık evde olman garipseniyor, hep geziyorsun tepkileriyle karşılaştım bu telefon konuşmasının ardından.

Neyse, geçen hafta davetiyem gelmişti Pro İletişim'den ve ben de Bilge'ciğimi nam-ı değer Alice Liddell'i aldım gittim Public'e. (Onunla da çok güzel bi fotomuz var ama scannerdan geçirip koymam lazım.)Bu arada sonunda bir etkinlikte fotoğraf çektirebildik Pro'nun Ece'leriyle :)
"Ece küp" koyduk fotoğrafın adını da, üç Ece birarada olunca.

Ece'leri seviyorum, sadece adaşım oldukları için değil çok samimi ve tatlı oldukları için:) Bu gündüz partisiyle de değişik bir zaman geçirdik, Bilge'yle çok eğlendik. DJ'i beğenmememize rağmen. Diğer partilerin dj'leri daha iyiydi. Bu biraz daldan dala atladı. Yup-pie tişörtleri ve yanıp sönen Miller badgeleri de güzeldi. Tişörtü giyicem kesinlikle ilk fırsatta çok sevdim.

Partiyi bitirdikten sonra birkaç mağaza gezdik Ece Ç., Bilge ve ben. Sonra ben dergi için yazılarımı tamamlamaya eve dönerken, onlar cumartesi gecesi eğlencelerinde kaybolmak için Taksim'de kaldılar... Ben de bu akşam iki yazı bitirdim. Hedefim üçtü ama kısmet olmadı :) Neyse yarına kaldı artık...

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Read Comments

Geçip Giden Hafta Sonu

Bir hafta sonu daha geçti, bitti. Daha geçen hafta sonu yazdıklarım dün gibi. Zaman ne de çabuk geçiyor.

Yalnız beklediğin bir şeyler olunca zor geçer zaten zaman... Benim için de bu haftanın bazı anları öyle oldu aslında. Hala öyle olduğunu düşündüğüm zamanlar da var. O kısım birazcık karışık...

Cuma akşamlarını evde geçirme alışkanlığımdan vazgeçip, iş çıkışı kendimi Taksim'de buldum. Aslında pek hevesim yoktu ama bir arkadaşımın hatrına gitmemezlik yapamadım. Sonra gecenin ilerleyen saatlerinde birkaç tane daha arkadaşımla karşılaştım ve onları görmem de iyi oldu. Yalnız eve dönerken bir arkadaşımla biraz tartıştık ve geceyi keyifsiz kapamak üzereyken son anda konuştuk, keyfimizi bozmamaya karar verdik. Şimdi sorun yok :)

Cuma gecesi dışarı çıkınca ve Cumartesi akşamı için de planın olunca, Cumartesi günü yapılabilecek en iyi şey evde dinlenmek olacaktı, ki ben de öyle yaptım. Akşam ilk hedefimiz Dot Tiyatro'da "Shopping and Fucking" oyunu ve sonraki hedefimiz de The Hall'da Insomnia by Becks "Peaceful Seventies" party olacaktı.

Hazırlandık, buluştuk. Her zamanki gibi geç gelen arkadaşlarım oldu tabii ki. Ayaküstü Starbucks'ta bir şeyler yeyip sonra Mısır apartmanına gittik. 30 kişilik falan bir salondu. İlk defa gittim orada bir oyuna. "Shopping and Fucking" i merak ediyorduk. Daha önceden de blogumda oyun hakkında bir yazı yazmıştım. Ama gidince tam bir hayal kırıklığına uğradık. 2 saat geçmek bilmedi. Beş kişi gitmiştik oyuna, beşimiz beraber sabır sınavı verdik. Ara olmadığı için oyundan çıkamadık da.Serkan Altunorak'ı çok seviyor olmama rağmen, o bile kurtarmadı.

Oyun çıkışı bizim ekiple birlikte bir şeyler atıştırıp birer bira içtik Krepen'de, ondan sonra ekildim! Tek başıma kaldım. Neyse ki Onur Yılmaz vardı, o geldi yalnız bırakmadı. Biraz Küçük Beyoğlu'nda takıldıktan sonra parti yolunda yine tek başıma kaldım. The Hall' a gittiğimde Ece Çelebioğlu beni yalnız bırakmadı. Pro İletişim yine çok güzel bir parti hazırlamış. İçerisi tıklım tıklımdı ve herkes çok eğleniyordu. Ece beni tuttuğu gibi kuaför-makyaj masasına götürdü ve saçlarım kabartıldı, kafama bir bant takıldı, içeri girerken verilen florasanlı kolyemle beraber artık 70'lere hazırdım :) Tek bir kare bile fotoğraf çekmemiş olmama yanıyorum. Çok güzel olmuştum :(
Sonunda eğlenerek geceyi bitirmiş oldum.
 
Pazar günü de evde geçti. Odamızı yeniliyoruz ve fazlalıklardan kurtulmamız gerek. Biraz temizlik yaptık. Eski notlarımla vedalaştım. Ne kadar zor geldi. Her şeyi biriktirmeyi seven bir yapım var, kıyamıyorum atmaya. O kadar emek sarfedilmiş notlar... Bir sürü ders... Hazırlıkta yazdığım essay'ler bile duruyordu. Bir sürü şeyi attım. Kardeşime kalsa evde bir şey bırakmayacak... Eski kasetleri bile atmaya kalktı. Tabii attırmadım :) O kasetleri dinleyerek büyüdüm ben, mp3'ler çıkmış olsa da eskiden nasıl plaklar varsa ve hala onlardan müzik dinlemek büyük zevk ise, ilerde de kasetçalarlardan aynı şekilde müzik dinleyeceğiz. Hala toparlanması gereken bir sürü şey var, bugün yetmedi.

Bana hafta sonu da yetmedi. Çok az geldi. Bu hafta uzun olacak, yapılacak çok şey, yazılacak çok konu var. Hadi bana şimdiden kolay gelsinn...

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Read Comments

Pazartesi Lokal Anestezi'de Sakin'le Birlikteydik


9 Kasım Pazartesi günü Pro İletişim'in davetlisi olarak Babylon'da Fosters'ın Güldürdüğü Lokal Anestezi'ye katıldık. Televizyonda yayınlanmayan bir talk show tadında olan programın bu seferki konuğu Sakin grubuydu. Birebir katılabildiğin, soru sorabildiğin, şarkı söyleyebildiğin, eğlenebildiğin ve kendin olabildiğin bir geceydi. Gelenler de çok rahat insanlar olduğu için -bazıları rahatlık sınırını aşsa da :)- bayağı bir güldük.

İyi ki gitmekten vazgeçmemişim. Hem orada olmam sayesinde aylardır görüşemediğim arkadaşım Elif'le de görüşebildim :) Elif de sağolsun masasını benimle paylaştı. Ve grubun gitaristlerinden olan sevgilisi Özdemir'i beraber izledik. Solist Onur'un Boğaziçi'li olması nedeniyle biraz da okul milliyetçiliği yaparak, taraflı olarak izlediğim keyifli bir gece oldu.. 

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Read Comments

Dün Akşam Miller Music Factory Lansmanı'ndaydık


Bu akşam ne kadar çok etkinlik var demiştim ve hangisine gideceğimi bilememiştim dün akşam.

Sonunda karar verip, Miller tarafından bu yıl 6.sı düzenlenecek olan Miller Music Factory'nin basın lansmanı için MediaCat ekibi olarak, Hayal Kahvesi Bistro'ya gittik. İlk başta planım daha sonra da diğer mekanlara uğramaktı fakat iyi vakit geçirdiğimiz için Hayal Kahvesi'nde kalmayı tercih ettik.

Yaptıkları sıcak karşılama ve gösterdikleri ilgi için Pro İletişim'den -özellikle- Ece Kahraman ve Ece Çelebioğlu'na çok teşekkür ederim.


Yeri gelmişken biraz da Miller Music Factory nedir ondan bahsedelim:

Miller’in yeni yetenekleri keşfetmek için düzenlediği müzik yarışmasına başvurular “www.millermusicworld.com” internet sitesi üzerinden yapılıyor.

Birbirinden ünlü jüri üyeleri ile de dikkat çeken Miller Music Factory’ye başvurular 31 Aralık Perşembe günü son buluyor. Türkiye’de müzikle uğraşan amatörler için kariyerlerinde dönüm noktası sayılan, müzik dahilerini belirlemek, genç yetenekleri keşfetmek ve alternatif müzik kültürünü desteklemek amacı ile gerçekleştirilen Miller Music Factory yarışması, araştırmalarda genç yeteneklerin “En çok güvendiği yarışma” olarak tanımlanıyor.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS
Read Comments